Amacı Olmayan Yolculuk

İnsan başlangıçta bir kaya parçasıdır. Nerede olduğu önemli değildir. Hatırlamaz zaten. Nereden geldiğini bilemez. Bu yüzden bir amacıda yoktur. İnsanın amacı nedir? İnsan ne için var?Nereye gidiyoruz? Bu sorular baymadımı artık. Geldik ve buradayız ötesi yoktur bu durumun.

Yolculuğa çıkmak gibi bir şey değildir hayat. Yolculuğun bir amacı vardır çünkü. Hayat yolun kendisidir. İnsan, hayatın içinde yol alır. Yol nereye giderse sizde oraya gidersiniz. Hayat, elinde zaman keskisiyle bizi koymak istediği yere göre şekillendiren bir heykeltıraştır bir bakıma. Ve bu yüzden hayatın bir amacı vardır, insanın değil. Kendi amacımızı yaşadığımızı sanarız fakat hayatın bizi şekillendirdiğini unuturuz. Hatırladığımız ilk yer heykeltıraşın masasında olduğumuzdur. Niye o masada olduğumuzu düşünmeden kendimize belirli amaçlar belirlemeye çalışırız. Ya da nerede olduğumuzu bilmeden yolda ilerlemeye çalışırız. Düşündüğümüz tek şeyse o yolun bizi inandığımız bir amaca götüreceği. Aslında yolda ilerlemeye devam edersiniz. Sanslı olanlar ulaşır bazen inandığı amaca. Bazılarınınsa tekeri patlar kalır. Ama herkes o yolun kendi amaçlarına gittiğine inanır. O yol her zaman devam eder aslında. İnandığımız amaçsa o yolu içinden geçiren bir şehirdir.

Heykeltıraş siz doğmadan öncede oradaydı ve öldükten sonrada orada olacak. Bu değişmez bir kaide. Eğer heykeltıraş orada olmasaydı, bu sizin de orada olamayacağınız anlamına gelirdi. Sahip olduğumuz tek şeyse şu anki bulunma halimizdir. Tolstoy’un Kuyudaki Adamı gibi tutunabileceğimiz tek şey o dal parçasıdır. Hayattır.

Hayata tutunmak, bulunduğun durumu sevmektir. Bulunulan durumu sevmemek insanı ölüme bir adım daha yaklaştırır. Hayat’ın bize nasıl bir şekil vereceğini ya da nereye götüreceğini bilemeyiz. Biz sadece bu yolda giden bir yolcuyuzdur yerimizi bilmeyen, hangi yolda ilerlediğimiz bilemeyen. Bazen seçim yaptığımızı hissederiz içimizde. Bu hayatın bize sunduğu kısıtlı seçimlerden ibaret bir şey değildir. Herhangi bir yol ayrımında seçtiğimiz yolun sonunda ne olduğunu bilemeyiz. Geleceği göremeyiz. Çünkü nereden geldiğimizi bilmiyoruzdur. İnsan nereden geldiğini bildiği takdirde nereye gidebileceğini kestirebilir.

Bulunduğumuz durumu sevmenin tek gerekçesiyse, önce kendimizi sevmemizdir. Bunu bencilliğe yormak mantıksızdır. Hissettiğimiz tek varlık belirtisine bağlanmak bencillik değildir yaşama isteğidir.

Bizi var eden tek şey duyularımızdır. Görebilmemiz, duyabilmemiz, koklayabilmemiz, dokunabilmemiz, tadabilmemiz. Bunların hepsini ortadan kaldırırsak varlığımızı hissedemeyiz. Varlık, bilinçli olmakla değil duyarlı olmakla hissedilir. Bilinç duyarlılıkla gelişir.

Zeka ise bilinci geliştiren duyuların birbirleri arasındaki bağlantıdır. Bu bağlantılar ne kadar güçlü olursa o insan o kadar zeki olur. Zekada bilincin gelişim hızını etkiler. Zekayla bilincin farkı budur. Yani dahi insanlar duyarlı insanlardır.

Bulunduğumuz durumu sevmek diyordum. Tutunduğumuz o dal parçasında mümkün olduğunca tutunmak lazım. Ve o dal parçası bir gün kopacak. Yol bir gün bizim için bitecek. Benzinimiz tükenecek. Fareler dalı kemirecek. Kopana kadar yapılabilecek tek şeyse daldan damlayan balı yalamak olmalı. Heykeltıraşın bize verdiği kavisleri sevmek olmalı. Yolun kenarındaki ağaçları sevmek olmalı. Yoldan zevk almak olmalı. Geldiğimiz yer belli değil ama gideceğimiz yer belli. Amaçsız bir yaşam için başka ne yapılabilir ki.

Aziz Ağabey’le Yaptığımız Bir Konuşma

Kemalot: İnsanın amaçsızlığına değiniyorum

Aziz Ağabey: ve bu amaçlı bir yazı mı yazıyorsun?

Kemalot: Yazının bir amacı var ve benim… Tartışılır tabi.

Aziz Ağabey: benim de çakıl taşlarım var.her yerden topladığım.

Kemalot: İlk çakıl taşını topladığın yeri hatırlamıyorsan gerisi önemli değildir. İlklerin bir amacı vardır.

Aziz Ağabey: ilklerin anlamı ikinciye kadardır.

Kemalot: İkincinin bir anlamı yoktur ikinci alışkanlıktır. Alışmış kudurmuştan beterdir.

Aziz Ağabey: ikinci birincinin üstüne geldiyse. birinci mazidir. ikinci birinci olmuştur. yani senin dediğine geldik.

Kemalot: Ve aslında çakıl taşını neden topladığını bilmiyorsundur. 2. 3. 4. 5. …. Farketmez.

Aziz Ağabey: bi insan neden çakıl taşı toplar?

Kemalot: Çakıl taşı topluyordur da ondan.

Leave a Reply