tekkanat

“aşka vardıktan sonra kanadı kim arar.”
– yunus emre

hatırlıyorum, kanatlarımı nerede çıkardığımı. bir gönüle girmiştim. sonsuz güzellikte bir gönül. kanatlarımı çıkarıp asmıştım portmantoya. (lanet olası teoman). ayakkabılarımı da çıkarmıştım. amerikalı değiliz ki ayakkabı ile eve girelim.

iyi ki de amerikalı değiliz. zaten aşk yorgunuyum, çıkıp direnemezdim bir de. iyi ki değiliz. mihriban türküsünü bilmezdik yoksa. şirin ile ferhat’ı, leyla ile mecnun’u bilmezdik. kerem olamazdık. iyi ki de değiliz, kanatların ne işe yaradığını bilmezdik yoksa.

bi klişeye düştüm, anneme sordum. “kanatlarım nerede?” normal bir soru gibi karşıladı. gözlerini yere düşürdü, bir süre düşündü. “hadi” dedim. “nerede çıkardıysan oradadır desene” dedim. demedi. “kanatlarını bir kere çıkardıysan, kanatsız uçmayı öğrenmen gerekiyor” dedi.

“ama kanatsız uçulmaz, aşka da varılmaz” dedi.